Merhaba Mayıs ❤️
Bu ay temamız ‘Birlik.’ Kelimenin kökü, “Bir” kelimesi aslında her şeyi ne güzel özetliyor. Kök, bir olmakla başlıyor. Bir olmak, tüm farklılıklarımızla özümüzde, özde birleşmek.
Yaşam mekanik bir saat gibi… Biz sadece saatin çalıştığını izliyoruz, peki saati çalıştıran mekanizma, arka plan, içinde birbiriyle muhteşem bir uyumla çalışan, dönen dişliler… Onlarca dişli parçası farklı zamanlardaki dönüş hareketleri ile saatte bir olur, onun zamandaki akışını belirler.
Hücrelerimiz, organlarımız, bedenimizdeki her zerre bedenin deryasında bir olur, bizi var eder. Varoluşun birlenmesi, yaşama dönüşmesi için herkes amacını bilmiyor olabilir, ancak amacını bilenler ve bilmeyenler varoluşu birlikte şekillendirir.
Dünya saatinin de kusursuz çalışması sınırlara, farklı dillere, dinlere, düşüncelere rağmen farkında olanlar ve olmayanlar ile işlemektedir. Yaşamın daha verimli, düzenli, huzurlu ve kusursuz bir şekilde ilerlemesi için tam manasıyla amacını bilen dişlilerin sistemin parçası olması gerekir. Hangi dişlinin ne amaçla orada olduğunu bilemesekte, hepimiz bir saati var ettiğimizi anladığımızda berraklaşır süreç. Bir arı kovanının içindeki arılar gibi hepimiz kovana hizmet etmekten, amacımızı, varoluşumuzu yaşamaktan mutlu oluruz.
İnsan doğası gereği bilinç seviyeleri ile var olur. Bir dişli yapım amacı neyse o hal için varlığını sürdürür. Ancak insanı insan yapan değer önce kendi amacını bulmak, sonra da diğerlerinin amaçlarını bulup, onların da bu sistemdeki yerini bulmasına yardımcı olmaktır.
Bir olmak, aile olmak gibi; fedakarlık, özveri, sadakat, sabır ve anlayış gerektirir. İnsanı bir dişliden farklı kılan şey bilincidir. Bu nedenle o dişli neden dönmüyor demek yerine, o dişliyi nasıl döndürürüz demek de yine insana düşen bir görevdir.
Sekiz milyar ‘farklı’ insan olarak paylaştığımız dünyada da, kendi milletimizde de, kendi şehrimizde, mahallemizde, ailemizde de bir parça doğru dönmüyorsa, sistemdeki yerini bulamadıysa ya da oradaki görevini tam yapamıyorsa diğer parçaları da etkileyecektir.


